okuoku

"Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir." – Mevlana

Archive for April, 2009

Makul Sayı

Posted by Ufuk Erdoğmuş On April - 30 - 2009

disk1may__s2_573583730

1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama konusunda anlaşmaya varıldığı açıklandı. Fakat yapılan açıklamada Taksim’e “makul” sayı ile gidileceği vurgulanmış… Makul sayı kaçtır? Açıklanan sayıların aşılacağı kesin. Yalnızca sendikalar tarafından değil, 1 Mayıs’ın anlamı ve önemi dolayısıyla “hakiki solcular” tarafından da ziyaret edileceği kesin Taksim’in. Bu durumda “makul” derken bahsedilen kişi sayısının muhtemelen aşılacağı da beklenmeli. Yarın bunun sonucunda neler olacağını göreceğiz.

Geçen sene yaşanan “orantısız” güç gösterisinin ardından bu sene 1 Mayıs tatil ilan edildi, Taksim’e çıkma izni verildi, anlaşma sağlandı. Bakalım beklenenin üzerinde katılım olması ile geçen seneki “orantısız” rezaletin benzeri yaşanacak mı. Özellikle geçtiğimiz bir hafta boyunca yaşanan 2 olayın ardından yine bir kontrolsüzlük yaşanırsa İstanbul Emniyet Müdürü’nün (özellikle faili bulunamayan kurban kızın ailesine “kızlarına sahip çıksalardı” diyerek) zaten dolmuş olan miyadının da ilgililer tarafından farkedileceği kesin.

1 Mayıs hepimize kutlu olsun!

Kafam Karışmaya Başladı

Posted by Ufuk Erdoğmuş On April - 29 - 2009

Ergenekon, Deniz Feneri, terör gibi uzun vadeli konulardaki gelişmeleri her ayrıntısı ile takip etmeye fırsat bulamayan vatandaşlar için işler iyice karışmaya başladı.

Ergenekon ile ilgili kazılarda bulunan silahlar, malum gazeteler ve televizyonlar tarafından Ergenekon ile TSK ilişkisi kurma aracı olarak gösterilip duruyordu. Bugün Org. Başbuğ çıktı ve “Son bulunan silahlar TSK’ya ait değil” dedi. Alenen, “bizim olayla ilişkimiz yok” diye vurgulamış oldu. Yargının ve kamuoyunun her iki “taraf” tarafından da rahat bırakılmasını istedi.

Başbuğ son bulunan silahlarla TSK’nın ilişkisi olmadığını delilleriyle açıklarken aynı anda Başbakan Erdoğan çıktı “Neyin nelerle ilintili olduğu gün be gün ortaya çıkıyor” şeklinde muğlak yaklaşım segiledi. Aynı konuşmada bir de Adana seçimlerinde şaibe olduğunu ima etti ki ortalık bir güzel karışıversin…

Muhalefet seçimlerle ilgili haftalarca ağlaştıktan sonra Başbakan da bunu yaptı ya… Daha hala seçim teknolojimizi düzeltmeyelim biz…

Öte yandan Deniz Feneri konusunda da Almanya akıllanmış yeni dosyayı çevirisiyle göndermiş. Sonuçta çevirisiz gönderseler bekleyecekler aylarca… Baykal da Adalet Bakanı’nı sıkıştırınca Adalet Bakanı zırvalamış: “Baykal’ın yaşı 70′i geçti, unutma sorunu yaşamaya başladı“.

  1. Bu kaba yaklaşım yakıştı mı?
  2. Diyelim yakıştı, ki benzerlerini çok gördük, her yaşı 70′i geçen bunamaya mı başlıyor? Ben 71 yaşımdan bir gün almış olsam isyan ederdim bu söze…
  3. Muhalefete “yaşlı” damgası vurup yıpratmaya çalışmak hangi ahlaka sığar? Ülke yönetecek adamlar ilkokul çocuğu şeklinde mi kapışmalıdır?

Terör de bu aralar tekrar canlanıyor. Bazen terörün canlandığı dönemlerin kasıtlı olarak seçildiğini düşünüyorum ama henüz bir bağ kuramadım. Belki PKK ile Ergenekon’u bağlayan “büyüklerimiz” bunu da açıklarlar bize.

NTV ve Kral TV de bu akşam yayınlanması gereken güzellik yarışmasını da bugün yaşanan terör saldırısı nedeniyle daha sonra banttan yayınlayacaklarını açıkladı. Öncelikle bu yaklaşımı, fikre katılın veya katılmayın, duyarlı olunduğu için takdir ettim. Ama yine de olayların yoğunluğu yüzünden kafam karışmaya başladı.

Her neyse… Zaten güzellik yarışmalarını da pek sevmem. Atatürk’ün Dünya güzeli olan ilk Türk kadını ile ilgili açıklamasında dediği gibi, kadınlarımızın artık güzellik yerine kültür yarışmalarında birinci olmasını tercih ederim… Ve derim ki:

Ben güzele güzel demem, güzelin kafa basmayınca.*

.

*Sözün aslı Karacoğlan tarafından “Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca” şeklinde yazılmıştır. Başka bir yorumu da burada yapmıştım.

Mustafa Topaloğlu'dan Obama Şarkısı

Posted by Ufuk Erdoğmuş On April - 28 - 2009
“Velkam tu… Prezidensi”
Sevgi dolu bu sözlerle başlayan, dünya barışı, kardeşlik ve umut mesajlarıyla bezenmiş bu şaheseri herkesin izlemesi gerekir.

Mustafa Topaloğlu gibi kaç kişi vardır Obama ve yönetimine umutla bakan bilemem fakat temkinli yaklaşanların sayısının da azımsanamayacak kadar olduğu kesin. Hepimiz Baba Bush ile nefret etmiş, Clinton ile sevmiş, oğul Bush ile tekrar nefret etmiş, Obama ile tekrar sevmişiz ABD’yi… Amerikan filmlerinden öğrendiğimiz en güzel ikna taktiğini hatırlatıyor bu gidişat bana: “İyi polis – kötü polis”.

Sorgulama için önce kötü polis gelir. Nefret ettirir kendinden. Sinirlerini yıpratır.

Sonra iyi polis gelir. Onu birden mislince seviverir mahkum. Mahkumla ilgilenir, ona saygı gösterir. Sonra başlar mahkum varını yoğunu iyi polisle paylaşmaya…

Bana bu gidişat filmleri hatırlattığı için ben temkinli azınlıktan yanayım. Yine de Obama gerçekten bir değişim yaratacaksa bile ilk yıllarında bu paranoyanın olması normal.

Olaylara bu kadar temkinli yaklaşmamın bir sebebi de IMF. Artık kendi kendime bağlantı vermeye sıkıldım. “Para” yazılarında, IMF  konulu yazılarda… Kaç kere fikrimi söyledim ama korktuğum başımıza gelmeye ısrarla devam ediyor.

Sağolsun IMF “Türkiye’nin sicili doğu Avrupa ülkelerinden iyi” demiş. Bunun elbette ki tek sebebi olabilir o da doğu Avrupa ülkelerindeki eski Komünist yapının etkilerinin halen silinememiş olması. Ayrıca Moldova’da son seçimlerde Komünist Parti’nin %50 oyla seçilmesi de buna bir gösterge. Doğal olarak 1960′tan beri Türkiye’nin IMF (yani batı) iktisadi düzenine dahil olması bizim “sicilimizi” temiz yapmış oluyor. Mesaj yine anlayana…

Seçimden önce ve sonra da yine yazdığım gibi hükümetin IMF ile anlaşmaması “ümüğümüzü sıktırmayız” meselesi değil, “aman oylar kaçmasın” korkusuydu. Sonuçta beklenen ve öngörülen oldu, dün aynı gün içerisinde iki açıklama geldi:

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Şimşek: “IMF’ye plan sunduk, cevap bekliyoruz

IMF: “Gelecek Haftalarda Anlaşırız

Danışıklı dövüş…

Sonuç olarak ister Obama olsun ister Bush. Dünya’daki açlığın, gelir adaletsizliğinin, kaynak israfının, işsizliğin, imkansızlığın… Aklınıza gelecek temel maddi sorunların tümünün yegane sebebi mevcut iktisadi düzen. Bu düzenin kalesi de son G20 zirvesi ile iyice güçlendirilmesine karar verilen IMF. Dolayısıyla 10 tane Hüseyin Abi de gelse bu değişmeyecektir.

Oy Verene Kömür Eşya-Beyaz, Vermeyene Tekme Tokat Az

Posted by Ufuk Erdoğmuş On April - 27 - 2009

İddialara göre AKP’den seçilen yeni belediye başkanı kendisine oy vermeyen vatandaşı güzelce dövdürmüş (Bkz. Haber). Haberdeki iddia ne kadar doğrudur bilemem ama aklıma Ziya Paşa’nın meşhur zırvalaması geldi:

nush ile uslanmayanı etmeli tekdir,
tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir”

Bu şekildeki yaklaşımlar bana afedersiniz hayvanları hatırlatıyor. Benim bildiğim “insan” hayvanlardan çok daha gelişmiş, çok daha özel, çok daha üstün bir varlık. Bunu bu şekilde ben tanımlamıyorum, yalnızca bilimsel olarak değil, tüm dinlerde bu şekilde yansıtılıyor. Anlıyorum, “insan” olmak için belirli bir seviyeye ermemiz gerekiyor fakat “beşer” olarak bile hayvanlaşmanın alemi var mı? Hayvanlara bile saldırmamayı öğretebildiğimizi düşünürsek bazılarımızın üstünlüğünden şüphe duyuyorum.

Bana göre herhangi bir ortamda herhangi bir sebepten atılan herhangi bir dayağın tek sebebi olabilir: Yetersizlik.

Bu yetersizlik bazen zihinsel güçsüzlük olabilir, bazen de yalnızca sabırsızlık. Sonuçta hepimiz insanız, sinirleniriz, hiddetleniriz, sabrımız taşar. Fakat en nihayetinde hepsi zayıflıktır, olaya müdahalede yetersizliktir.

.

Bu arada sıkça bahsettiğim üzere Dünya’nın gidişatı konusunda farkettirilmeyen ayrıntıları da es geçmeyellim. Güney Amerika’da, Ekvador seçimlerde %55 civarında oyla sol iktidarı yeniden görevlendirdi (Bkz. Haber). Bu haberi her ne hikmetse Sol.org.tr hariç hiçbir kaynak paylaşma gereği duymamış. Hadi onların haberi verme sebebini biliyoruz. Diğerlerinin bu tür haberlerden köşe bucak kaçma sebebi korkudan başka ne olabilir?

Gelişmeleri daha geniş açıdan görmedikçe Eflatun’un(Plato) mağara benzetmesindeki garibanlar gibi, yüzümüzü sağdaki mağaraya dönmüş kendi kendimize arkamızdaki sözde devden korkarak yaşamaya devam edeceğiz. Allah sonumuzu hayır etsin…

.

not: Hemen belirtmek gerekir ki Güney Amerika “sol”u ile bizim popülist “sol” kavramımız çok farklıdır. “Hayatta sola oy vermem” diye atıp tutan orta sınıf ve altı vatandaşlarımıza konu hakkında bilgi ulaşmasını ısrarla umut ederim.

Bana Demokrasi İstikrarla, Sana Taksim Taksim

Posted by Ufuk Erdoğmuş On April - 24 - 2009

090408

Beklenmedik bir şekilde 1 Mayıs’ın tatil yapılması ile çok sevinen işçi sendikaları Taksim için yüklenmeye başladı. Bu konuda herkes kendince fikrini belirtiyor gibi gözükse de gazetelerde adamakıllı yorum yapanlar genellikle hükümet yanlısı veya karşıtı olarak yorumlarını şekillendiriyor.

Ben olaya kısa ve öz bir yorum yaparak fikrimi belirtmek istiyorum.

Bence herhangi bir resmi tatilde herhangi bir bayram, istenen yerde kutlanmalı. Madem resmi tatil yapacak kadar önem verilen bir gün, bırakın insanlar diledikleri gibi hislerini yaşasınlar. Zaten resmi tatillerin altındaki amaç da bu değil midir? İnsanlar o özel günlerin önemini daha rahat yaşayabilsin diye resmi tatil yapılarak işten güçten dolayı alıkonma ihtimalleri ortadan kaldırılır. En azından benim en temel ve sade yaklaşımım budur.

Geçen sene hükümetin, özellikle Erdoğan’ın Başbakan olarak kaale bile almayabileceği bir konu olan Taksim’de 1 Mayıs kutlaması olayını nasıl kişisel bir savaşa çevirdiğini hatırlıyoruz. Sonuç olarak “kutlamalar” bol biber gazlı ve kanlı geçmiş olsa da yapılan iş yasadışıydı, ve Başbakan yine en temel ve sade yaklaşımda haklıydı. Fakat geçen sene yapılan açıklamaların tümünde tek noktaya odaklanılmıştı: “Taksim’de kalabalığın toplanması hayatı olumsuz yönde etkiler”. Bu savunmanın altında elbette ki o gün işi gücü olan insanları düşündükleri fikri yatıyordu. Kısmen haklı ve yasal olduğu için geçerli bir sebepti de.

Bu sene ise durum farklı. 1 Mayıs resmi tatil olduğundan kelli, bu bahane artık geçersizdir. Herhalde o yüzden olacak ki bırakın başbakanı, kimse çıkıp neden izin verilmediği ile ilgili yorum yapmadı, muhtemelen de yapmayacak.

Muhtemelen Hak-İş’e de Taksim izni verilmeyecek. DİSK doğrudan Taksim’e izinsiz gideceğini açıkladığı için bu sözlerini uygulamalarını ve geçen seneki kadar olmasa da nispeten olaylı bir 1 Mayıs geçireceğimizi düşünüyorum. Sonuç olarak izinsiz olarak eylem yapmak yasal olmadığı için yanlıştır. Bu kısmına diyecek bir şey yok. Ancak insanlar Taksim’de yürümekten veya gezinmekten alıkonamaz. Gelişmelerin ayrıntıları çok önemli olacak. Bütün bu ayrıntıları da 1 Mayıs’ta izleyeceğiz.

“Demokrasi” neferi olarak kendilerini adleden hükümet tarafından ise en demokratik eylemlerden birisine izin verilmemesi de ayrıca düşündürücü. Sonuç olarak özgürlük ve demokrasi iyidir diyorsak, herkese iyidir. Yalnızca bana iyi, başkasına kötü olmaz.

Son Yorumlanan

    • Arşiv

    • Konular