okuoku

"Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir." – Mevlana

Archive for the ‘İlimsel’ Category

1 Dakika Ayırın, Fikir Farkı’na Oy Verin!

Posted by Ufuk Erdoğmuş On April - 14 - 2010

Haber ve gündem ile ilgili yazılarımı artık Fikir Farkı’nda yazıyorum hatırlarsanız. Fikir Farkı’na 2010 Blog Ödülleri “NTVMSNBC Haber-Gündem Kategorisi” altında 1 dakikanızı ayırıp oy verirseniz beni ve siteyi takip eden diğer herkesi çok sevindirmiş olursunuz.

Şimdiden teşekkür ederiz.

Doğrudan oy vermek için tıklayın:

http://2010.blogodulleri.com/frame/show/fikir-farki-1334

Yazılarımla Taşınıyorum!

Posted by Ufuk Erdoğmuş On March - 9 - 2010

Bugünden itibaren yazılarımın çoğunu Fikir Farkı .com sitesine yazacağım.

Site teması gereği kişisel yazılarımı, Fransa ile ilgili maceralarımı yine buradan yazmaya devam edeceğim fakat genel yazı tarzım birebir örtüştüğü için gündem ile ilgili ve fikirsel yazılarımı “Fikir Farkı”‘ndan takip edebilirsiniz.

Hepinizi “Fikir Farkı”na da beklerim. :)

Evrim Teorisinde Ortak Ataya Doğru Bir Adım Daha

Posted by Ufuk Erdoğmuş On October - 3 - 2009

Evrim konusunda – ben dahil – konunun uzmanı olmadan bilip bilmeyen herkes yorum yapadursun, bilim adamları teoriyi destekleme yolunda gelmiş geçmiş en büyük kanıtlardan birisiyle ilgili açıklamayı dünya kamuoyuna geçtiğimiz hafta yaptılar (Türkçe haber).

Kaynaklarda bu konunun üzerinde çok durulmaması sanırım çıkabilecek tartışmaların büyüklüğünden kaynaklanıyor. İnsanlar belli ki konuyu uzatmaktan bıkmış. İnancı doğrultusunda, ne inancının söylediklerini, ne de bilimsel kanıtları bilmeden “evrim yoktur” diye ısrar edenler ısrarlarından sıkılmış, konu her tekrar açıldığında tekrar geriliyor; bilim adamları da dilinde tüy bitmiş, yorulmuş. Halbuki henüz bilimsel olarak ispatlanmamış bir “teoriyi” bu kadar tartışmak bile bence oldukça anlamsız.

Bilim, önce teori üretir, sonra ispatlamak için çalışır. Teori veya aksi ispatlanana kadar teori ne doğru sayılabilir ne de yanlış. Dolayısıyla sırf inanç sebebiyle teoriyi yok saymak cahillikten başka bir şey olamaz. Bunun benim gözümde ortaçağda inanç doğrultusunda Dünya’nın güneşin etrafında dönüyor olması fikrini reddedenlerden bir farkı da yok maalesef. Hatırlayın, o zamanlarda insanın Tanrı tarafından özel olarak yaratılmış olması sebebiyle, Dünya’nın özel olduğu ve aynı sebepten Evren’in merkezi olması gerektiği savunuluyordu. Bugün de aynı mantıkla “özel” insan varlık soyunun diğer tüm canlılardan farklı olması varsayımı da yine insanoğlunun kendini “Tanrı”nın düzenini tahmin edebiliyor zannetme küstahlığından farklı mıdır?

İnanç aleminin en büyük destekçisi olabileceğinin farkına varıp desteklemek varken, bilimi küçümseyerek bir yere varılamayacağı ne zaman farkedilecek acaba?

.

Resimdeki fosil insansı’ya Ardi ismi verilmiş. Kendisi 4.4 milyon yıl önce yaşamış ne maymun ne insan olan bir “ara canlı”. Zaten evrim teorisinin kayıp halkası da buna benzer, fakat tam olarak bu olmayan, bir türmüş.

Sanılanın aksine evrim teorisi insanın maymundan geldiğini savunmuyor. İnsan ve maymunun, İngilizce “Ape”, Türkçe “insansı” olarak adlandırılan bir türden geldiğini savunuyor. Yani teoriye göre Maymun bizim atamız değil, kuzenimiz oluyor. Teorinin eksik halkası da hem maymun hem de insan için “ata” sayılabilecek özelliklere sahip bir canlı fosili.

Kayıp halkaya en yakın bir önceki fosil olan “Lucy” 3 küsür milyon yaşındaydı. Ardi’nin 4.4 milyon yaşında olması biraz daha geriye gidildiğini ve teorik olarak aranan kayıp halkaya yaklaşıldığını gösteriyor. Bu da bir gelişmedir, fakat yeterli bir kanıt değil elbette.

Bu buluş üzerindeki incelemeler 15 yıl sürmüş. Bunun bir sebebi de beklenmeyen bir çok özelliğin fosilde bulunması. Yani bilimadamları tahminleri üzerine ısrar etmeyerek, kafalarındaki teoriyi uyarlamak durumunda bile kalmış. Açıklamalardan birisinde espriyle karışık bir bilim adamı “belki de maymunlar insanlardan gelmiştir” diyerek hala sonucun kestirilemez olduğunu vurguluyor.

Evrim tartışmasında bilim adamları teoriye inanıyor olsa bile, bilim, inanç gibi işlemez. Ne kadar inanırsanız inanın, sonunda ispat yoksa sonuç yoktur. Dolayısıyla teoriyi ezbere kabul etmek veya körü körüne reddetmektense bilimsel sonuçları sabırla beklemeyi kendime doğru yol olarak seçiyorum.

Bekleyelim ve öğrenelim bakalım, Tanrı’nın yarattığı düzen nasıl gelişmiş.

İyi ki Doğdun Mevlana Celaleddin-i Rumi

Posted by Ufuk Erdoğmuş On September - 30 - 2009

Büyüklere saygı kuşağında bugünkü selamlarımız bundan 802 sene önce doğmuş olan, gelmiş geçmiş en büyük düşünürlerden Muhammed Celaleddin-i Rumi, nam-ı diğer Mevlana veya dünyanın tanıdığı ismiyle Rumi’ye…

Onu anlatma işini de yine onun sözlerine bırakıyorum:

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
Hoşgörülülükte deniz gibi ol.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.

Herkesin bakmadığı yönden bak dünyaya.

Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat söylediği herşeyi düşünür.

Her zaman doğruyu söyle, ama her zaman her doğruyu değil.

Adam savaşmakla çetin er sayılmaz, öfkelendiği zaman kendini tutabilendir çetin.

Her rüzgarla otlar gibi sallanırsan, dağlar kadar olsan da bir ota değmezsin.

Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.

İnsanlar, güller arasında dikenler bulunduğundan şikayet edeceklerine, dikenler arasında güller yaratıldığına şükretmelidir.

Her insan bir alemdir.
İnsan düşünceden ibarettir,
geri kalan et ve sinirdir.

Beri gel, beri!
Daha da beri!
Niceye şu yol vuruculuk?
Madem ki sen bensin, ben de senim,
niceye şu senlik benlik?

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.

Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur.
Kendisine dost olmayan herkese dost kesilir.
Nakışsız ayna olur, tüm nakışlar onda seyredilir.

Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?

Bil ki..
Domuzların önüne elmaslar serilmez,
mücevherden ancak sarraflar anlar başkası bilmez,
ne fark eder ki kör insan için elmas da bir cam da,
sana bakan kör ise kendini camdan sanma.

Ne insanlar gördüm üzerlerinde elbise yok,
Ne elbiseler gördüm içlerinde insan yok.

Cehalet insanı çirkinleştirir. Sukŭnetim asaletimdendir. Her lâfa verilecek bir cevabım var. Lâkin; Bir bakarım lâf lâf mı diye, bir de bakarım söyleyen adam mı diye.

Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.

Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.

Sual de bilgiden doğar, cevap da.

Tutalım ki Ali’den Zülfikâr sana miras kaldı. Sende Ali kolu ve kalbi yoksa Zülfikar neye yarar ki?

İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.

Tuzağa saçtığın taneler , cömertlik sayılmaz ki…

İnsan içki içmekte serbest, ama sarhoş olmakta serbest değildir.

Müzik Allah’ın dilidir.

Üç sözden fazla değil,
Tüm ömrüm şu üç söz;
Hamdım, piştim, yandım.

Melih Gökçek’ten Küresel Isınma’ya da Çözüm Bekliyorum

Posted by Ufuk Erdoğmuş On September - 11 - 2009

(kaynak: NTVMSNBC)

Kadir Topbaş, İstanbul’da yaşanan sel felaketinin sorumluluğunu doğayı hoyratça kullanan Amerika ve Avrupa’ya atıp, selin sebebi olarak da küresel ısınmayı göstermişti. Yukarıdaki resim bundan 34 sene öncesinde İstanbul’da yaşanan başka bir sel felaketinden bir görüntü. 34 sene önce durum neydi diye konuyu takip edenler bilirler ki o dönemde bırakın küresel ısınmayı, “küresel soğuma” felaket senaryoları bilim dünyasını kasıp kavuruyordu. İngiltere merkezli kampanya ile dünya gelecekte donma tehlikesine karşı projeler üretmeye ve küresel soğumaya karşı önlem almaya davet ediliyordu.

O dönemde kimse çıkıp suçu küresel soğumaya atmamıştı.

Bugün ise her haltın kabahatlisi küresel ısınma. Çok yakın bir gelecekte bizi mazallah aşırı sıcak havalar, eriyip mucizevi bir şekilde tekrar donmayan buzullar, sular altında kalan ülkeler bekliyor. Aman 20 senede küresel donma tehlikesinden küresel erime tehlikesine dönmeyi başarttıysak doğayı, bu kadar yağmura karşı da ancak boyun eğmek düşer herhalde!..

.

İstanbul için belediye başkanı, vali ve çevre bakanının muhteşem(!) açıklamalarının ardından bir eksiklik hissediyordum doğrusu. Sanki bu tür ortamlarda hep olan bir şey eksikti. Kambersiz düğün gibiydi haberler… Çok bekletmedi bizleri sağolsun İ. Melih Gökçek, eksikliği giderdi. Özleyenlerine kavuştu. Cumartesi ve Pazar Ankara’da beklenen yağışlara önlemini açıkladı:

Ankara’lılar üst katta komşuda kalsınlar.” (ilgili haber)

Vallahi özlemiştim bu adamı.

Son Yorumlanan

    • Arşiv

    • Konular