okuoku

"Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir." – Mevlana

Archive for the ‘Ulusal’ Category

1 Dakika Ayırın, Fikir Farkı’na Oy Verin!

Posted by Ufuk Erdoğmuş On April - 14 - 2010

Haber ve gündem ile ilgili yazılarımı artık Fikir Farkı’nda yazıyorum hatırlarsanız. Fikir Farkı’na 2010 Blog Ödülleri “NTVMSNBC Haber-Gündem Kategorisi” altında 1 dakikanızı ayırıp oy verirseniz beni ve siteyi takip eden diğer herkesi çok sevindirmiş olursunuz.

Şimdiden teşekkür ederiz.

Doğrudan oy vermek için tıklayın:

http://2010.blogodulleri.com/frame/show/fikir-farki-1334

Yazılarımla Taşınıyorum!

Posted by Ufuk Erdoğmuş On March - 9 - 2010

Bugünden itibaren yazılarımın çoğunu Fikir Farkı .com sitesine yazacağım.

Site teması gereği kişisel yazılarımı, Fransa ile ilgili maceralarımı yine buradan yazmaya devam edeceğim fakat genel yazı tarzım birebir örtüştüğü için gündem ile ilgili ve fikirsel yazılarımı “Fikir Farkı”‘ndan takip edebilirsiniz.

Hepinizi “Fikir Farkı”na da beklerim. :)

Sulu Şaka

Posted by Ufuk Erdoğmuş On March - 2 - 2010

Islak imza tartışmaları durulduktan kısa bir süre sonra Genelkurmay da ıslak imzanın sanığa ait olduğunu doğruladı. Peki bugüne kadar ıslak imza konusunda neler olduğuna bakınca bu durum neler düşündürüyor?

İlk önce fotokopi bir belgeyle çıktılar ortaya. Bilimsel ve yasal olarak gerçekten bir “kağıt parçası” olan bu fotokopi belge üzerine haftalarca konuşuldu, tartışıldı. Belgenin imzası ıslak değildi ama belgenin suyunu çıkartmayı başardılar.

Tartışmalar dindikten sonra kağıt parçasının aslını, yani bilimsel olarak ve yasal olarak “belge” denebilecek “ıslak imza” bulunan belgeyi buldular. Oraya buraya gönderdiler, birileri Dursun Çiçek’in imzası dedi, başka birileri değil dedi. Önceki tartışmaları tekrar ısıtıp sofraya koydular. Daha da suyunu çıkarttılar. Vatandaşı konuya da habere de küstürdüler.

Aradan oldukça zaman geçti, nihayet konu üzerinde en yetkili makamdan açıklama geldi. Aslında başından beri bu açıklama gelmeden yorum yapılmaması gerekiyordu ama çoktan iş işten geçmiş, olayın suyu sıkılmıştı.

Bülent Arınç’ın “Islak imza kurudu” sözünün aksine, ıslak imzanın suyu sıkıldı.

Bugün ise suyu sıkılmış, kurumuş ve hatta kabuk bağlamış bu konuyu nihayet adamakıllı tartışma vakti geldi. Fakat iş işten geçti bile. Çoğu kişi konu üzerinde bugünkü haberi okumayı beklemeden tarafını seçti, olayı futbol maçına çevirdi bile.

Bu dakikadan sonra ne desek, ne tartışsak boş. Olan oldu bir kere.

Bir kere daha ortak doğru tek olmasına rağmen, bir şekilde sanki farklı düşünüyormuşuzcasına ayrıştırılmayı başardık.

Bir kere daha göz yumduk… Uyutulduk.

Artık biri bizi çimdiklese de uyansak.

Kavga Siyaseti ve BBG Sendromu

Posted by Ufuk Erdoğmuş On February - 21 - 2010

Yeni yargı “krizi” bana tekrar yıllar öncesini hatırlattı. BBG evini hatırladım.Hani meşhur yarışma.

Sinir krizleri geçirtmesine rağmen ısrarla hepimizin izlediği; iyi çocukların değil, daha çok kavga edenlerin daha çok oy aldığı; zamanla sorunlara çözüm sunmaya çalışanın değil, her bulduğu tekere çomak sokanların, tabiri caizse en uyuzların yarışmada finale kadar dayanabildiği bir yarışmaydı. O dönemde Türk halkının taraf tutma hastalığını farketmiştim.

10 küsür kişinin bulunduğu bir evde 2 kişi kavga ederdi, kalan 10 kişi avucunu yalarken, kavga ile dikkat çeken elemanlar oyların tamamını aralarında paylaşırdı. Bu duruma o zaman da tüylerim dikelecek derecede sinir olurudum.

Bugünkü sözümona yargı krizine de aynen öyle sinir oluyorum.

Öncelikle ortalıkta normal işleyişinde ilerleyen bir akış varken “kriz var” diye ortalığı ayağa kaldıran hükümet. Yani yoktan konuyu pompalayan kendileri.

Bağımsız yargı diye bas bas bağırıp, ardından bağımsız yargının kararına mızıldayan da hükümet.

Bir anda sanki bir taraflaşma varmış gibi ortam yaratıp, sivri açıklamalar yapıp kendini kendi kendine olayın tarafıymış gibi yansıtan da hükümet.

Bunu daha önce de yaptılar, yine yapıyorlar, bundan sonra da yapacaklar. BBG sendromunu çoktan keşfetmiş oldukları belli. Sonuçta her kavgada, her tartışmada iki taraftan birisi olursan, eninde sonunda oyların yarısını alman çok doğal.

Aynı mantıkla incelerseniz muhalefet de bulunduğu tartışma sayısıyla orantılı kalan oyları bölüşüyor.

Özetle Türkiye’de seçim sonuçları adeta akıl, mantık, refah, işsizlik, adalet vb. “gerçek” meselelerle değil, BBG evine oy göndermişiz gibi sonuçlanıyor.

En kötüsü, muhalefet de az çok bunun farkında. Hükümete sataşıyor, sıkışırsa kendi içinde kapışıyor…

Ben ise oturmuş kendi kendime hayal alemindeyim.

Kargaşa ve kavgayı değil; huzuru özlüyorum.

Sözde aydın, kendine demokrat değil; aklı başında ilerici duruşu özlüyorum.

Refom gibi yabancı şişirme sözcüklerle herkesin memleketi kendileştirmeye çalışmasını değil; adamakıllı dürüstçe ve Türkçe, “devrim” yapmaya yeltenecek babayiğit liderleri özlüyorum.

Ve umutla; bu özlemlerim konusunda azınlık olmadığım günleri gözlüyorum.

Açılım İşsizliği Teğet Geçti

Posted by Ufuk Erdoğmuş On December - 22 - 2009

Mart ayında belediye seçimleri bahanesiyle bütün politikacılar işlerini güçlerini bıraktığı sıralarda işsizlik tarihi rekorumuza ulaşmıştı hatırlarsınız. O dönemde Dünya sıralamasında da ilk 3e girme başarısını göstererek hükümet göğsümüzü kabartmıştı:

Bugün ise gelişim için başkalarını değil kendimizi rakip olarak almamız gerektiğini farketmiş olacağız ki, artık bu tür bilgiler değil, il il işsizlik oranlarını tartışıyoruz (Bkz. 2009 illere göre işsizlik oranları). Artık bu son bilgiler ışığında İspanya veya Güney Afrika ile değil, kendi kendimiz ile yarışırız kim daha işsiz diye.

Bu arada listede en dikkat çekici ayrıntı da “açılım” ile doğrudan ilişkili illerin işsizlik oranlarında zirveyi tekeline almış olması. Güneydoğu sorunu “ekonomik bir sorun değildir” diyenlere ithaf olunur. Olayı sayısız değişik boyutu arasından soyup, sıyırıp, yalnızca etnik ayrımcılığa indirgemek siyasi bir oyundan başka bir zorlama olamaz.

Allah’tan kriz teğet geçmiş. Allah’tan açılım olmuş. Yoksa halimiz nice olurdu mazallah…

Son Yorumlanan

    • Arşiv

    • Konular